İletişim ve İlişki Koçluğu

"Kadınlar ve Erkekler" yüz yıllardır bu iki olgu üzerine şiirler, kitaplar, makaleler, destanlar, hikayeler yazılmadı mı? Özellikle de aralarında oluşan en güçlü bağ AŞK hakkında. Peki gerçekten aşk varmı? Belki de olmayan bir olgu üzerine mi bu kadar şeyler yapıldı? Hayal ettiğimiz ve tanımlayamadığımız, bizde merak uyandıran herşey gibi aşk da bize hep çekici gelecek... Konumuz tabi sadece aşk değil .. Ben kadın ve erkeğin ilişkide ki tutumlarına değineceğim. 

Kadın erkek ilişkilerinde en çok şikayet ettiğimiz şey iletişimsizlik ve anlaşılmamak. Peki karşımızdakini ne kadar dinliyoruz? Ne kadar anlıyoruz? Size 4 sihirli kelimeden bahsetmek istiyorum, uyguladığınız her alanda mucize yaratacak 4 sihirli kelime: DİNLEMEK, ANLAMAK, ONAYLAMAK, TAKDİR ETMEK.

En son ne zaman gerçekten karşınızdakinin sözünü hiç kesmeden dinlediniz? En son ne zaman sevdiğiniz kişiyi özde taktir ettiniz? En son ne zaman yaptığı şeyi onayladınız ve sözün sonunda seni anlıyorum diyebildiniz? Karşımızdaki konuşurken onu dinlemek yerine aklımızdan kendi kuracağımız cümleleri geçiriyoruz, bazen konuşması bitse de ben konuşsam diye düşünüyoruz ya da sözünü keserek tüm iletişimi berbat ediyoruz. Bunu niye yapıyoruz? Kendinize hiç dikkat ettiniz mi birini dinlerken? Bunun tek gerçeği "ben de varım, benim de fikrim var, ben, ben, ben" ama aslında sen değil EGON sana hükmetmeye çalışıyor, dikkat! O an bunlar aklınızdan geçiyorsa hemen kendinize "karşımdakini iyi anlamak için hiç bir şey düşünmeden onu dinlemeyim bunun için dingin olmayı seçiyorum" demek işe yarayabilir. 

Peki "ANLAMAK"? Ne kadar az kullandığımız bir kelime özellikle de karşımızdakine... Düşünsenize en son ne zaman birine seni anlıyorum dediniz? Anlamak için dinlemek, gözlemlemek ve en önemlisi yargılamamak gerekiyor. Karşımızdakini yargılamak yerine onun davranışından bir şeyler öğrenmek istersek onu ve davranışını anlamış oluruz. Ne kadar kolay aslında fakat biz zoru seçiyoruz. Oysa yargılamak hem bizden enerji kaçırır hem de karşımızdaki ile iletişimimizi tamamen ortadan kaldırır. 

"ONAYLAMAK" gerçekten inanarak karşımızdakini olduğu gibi onaylayabiliyor muyuz? Herkes bir diğerini değiştirmenin peşinde. Hayatta her şey değişim üzerine kurulu, her haftanın günlerinin isimleri aynı olsa da her yeni gün yenilikleri ile geliyor bize ve bizlerde her an değişebiliyoruz. Geliştikçe, öğrendikçe değişim hep var.. Ya değiştirilmek? İşte burada onaylamadığımız her şeyi değiştirmek istiyoruz. Oysa herş eyi kendi öznelliği ile olduğu gibi görmek, olduğu gibi onaylamak bu bizim için en kolayı değil mi? Neden yine zoru seçiyoruz peki? Kendimizi tanımıyoruz, ne istediğimizi ne istemediğimizi, hatta mutluluğumuz neerde onu dahi bilmiyoruz. Tüm bu iç dünyamızdaki karışıklık bizi kendimiz dışında herşeyi değiştirmeye itiyor. Tatminsiz, keyifsiz, mutsuz insanlar oluyoruz. Bunun sonucunda da ilişkilerimiz bitme noktasına geliyor... İlk başta kendimizi tanımalıyız, güvenmeliyiz , nelere kızıyoruz, neler bizi mutlu ediyor, nelerden keyif alıyoruz ya da tam tersi, bunları çözmeliyiz. Bunları tanımlamadan karşımızdaki kişinin bizi anlamasını nasıl bekleriz? Kendi tanımlamamızı yaptıktan sonra karşımızdakini tanımlayabiliriz: O kim? Neleri sever? Neler onu mutlu eder? Biz buna uyumlanmak diyoruz. "DEĞİŞTİRME, UYUMLAN". 

Ortak dillerimiz var; kadın da olsak, erkek de olsak, bunları fark etmek bile iletişimde büyük adımlara yol açabilir. Önce hem kendini, hem karşındakini dinle, anla, onayla, takdir et. Aynanın önünden geçerken kendine gülümseyi unutma mesela sık sık takdir et kendini. Hepimizin gün içerisinde mutlu yaşamamız için 6 takdire ihtiyacımız var desem, evet duyacağımız, hissedececeğimiz 6 takdir bizi gün içinde keyifli hale getirebilir. O kadar çok etrafı, kendimizi yargılıyoruz ki takdir etmek aklımızdan bile geçmiyor.

BU GÜN BAŞLA! Eşini takdir et, çocuğunu, arkadaşını, sevgilini, anneni, babanı, iş arkadaşını, sana hizmet eden garsonu, evdeki köpeğini... Bak nasıl değişiyor he rşey, nasıl keyifli bir bağ kuruyorsun etrafınla, kendinle, mutluluk içimizde ancak biz onu bir yerlere, kişilere götürebiliriz. Gücünün farkına var dinle, anla, onayla ve takdir et. HAYAT BASİT onu karmaşık hale biz getiriyoruz. BASİT DÜŞÜN, BASİT YAŞA VE HAYATI ERTELEME! ELİMİZDEKİ TEK GÜÇ KARAR VERMEK VE HAREKETE GEÇMEK. YARIN DEĞİL, BU GÜN BAŞLA!